Örnek Sayı

Özel Eğitimde Matematik

Dr.Öğr.Üyesi. Elif AÇIL

Hatay Mustafa KEMAL Üniversitesi


 Ülkemizde matematik öğrencilerden velilere öğretmenlerden yöneticilere ve hatta politikacılara kadar toplumun hemen her kesiminde değeri kabul edilmiş bir disiplindir. Matematik yalnızca sayılardan ya da işlemlerden oluşan bir alan değil, tüm sayıların iskeletinin ve onların ilişkilerinin çalışılmasını sağlayan bütüncül bir sistemdir (Janet, 1997). Bu tanıma göre hesaplamalardan daha fazlasını içeren matematiğin aritmetiğin üzerinde bir yapı olduğu ifade edilebilir. 

Matematik her sınıf düzeyinde farklı ama ilişkili kazanımları bünyesinde barındıran birikimli şekilde ilerleyen bir programa sahiptir. Örneğin, alan hesaplamaları için çarpma işlemini daha önceden öğrenmek ya da iyi bir fonksiyon bilgisi için bağıntı kavramını öğrenmiş olmak gerekir. Bu yapı matematiğin hiyerarşisi ile adlandırılır ve bu hiyerarşi matematiksel anlamın geliştirilmesi için önemlidir fakat tek başına yeterli değildir. Peki, o halde neye ihtiyaç duyarız?

Matematik programı sınıf düzeyini de dikkate alarak sarmal bir yapıda yol alır. Bunun yanı sıra programın bireysel farklılıkları da dikkate alması matematiksel anlamın geliştirilmesinde önemlidir. Burada bahsi geçen bireysel farklılıklar sadece öğrencilerin seviyeleri ile alakalı değil, nasıl bir eğitim türüne ihtiyaç duyduklarına göre de şekillenebilir. Yani bireyin normal ya da özel eğitime ihtiyacı olup olmamasına göre program değişebilir. Fakat her ne tür bireysel farklılık olursa olsun tüm bireyler için matematiğin asgari görevleri vardır. Bunlar basit hesaplamalar yapabilme, alış veriş yapabilme, zamanı kullanabilme, paraları tanıyabilme ve kullanabilme gibi toplumsal düzenin sağlanmasında önemli görevlerdendir. Bu durum matematiğin bireylerin yaşamlarını bağımsız bir şekilde sürdürmeleri için sağladığı avantajlar arasında yer alır ki özellikle özel eğitime muhtaç bireylerin günlük yaşamlarını kolaylaştırmak bakımından önemlidir. O halde özel eğitimin ne olduğu ve özel eğitime muhtaç olan bireylerin kimler olduğunu açıklayalım.

Özel eğitim, bireysel ve gelişim özellikleri ile eğitim yeterlilikleri açısından akranlarından önemli düzeyde farklılık gösteren bireylerin eğitim ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak üzere geliştirilmiş eğitim programları ve özel olarak yetiştirilmiş personel ile uygun ortamlarda sürdürülen eğitimdir (MEB, 2018, s. 2). Yönetmelikte özel eğitime ihtiyacı olan bireyler; zihinsel engelli, bedensel engelli, işitme engelli, görme engelli ve üstün yetenekli olmak üzere beş kısımda ele alınmış ve her bir engel kendi içerisinde hafif düzeyden çok ağır düzeye doğru sınıflandırılmıştır. Ayrıca bu yetersizliklerden birden fazlasına sahip olan, örneğin zihinsel engelli olan ve aynı zamanda görme engeli bulunan bireyler de vardır. Bunlar çok engelli bireyler olarak ifade edilmektedir (Akçamete, 1992). Bu bireylerin ilk olarak ne zaman fark edildiği, bireylere yönelik ya da özel eğitime yönelik ilk çalışmaların ve uygulamaların ne zaman yapıldığı merak konusudur. 

Özel eğitime yönelik ilk bulguların milattan önce 2000’li yıllara kadar dayandığı, o yıllarda Hammurabi Kanunları’nda hastalık ve zihinsel bozuklukların tanrının cezası veya şeytanın ruhu olarak nitelendirildiği belirtilmektedir (Sucuoğlu, 2016, s. 19). Bu alanda yapılan ilk yazılı dokümanların ise 16. yüzyıla kadar dayandığı ifade edilmektedir. Ülkemizde ise özel eğitim çalışmalarının tarihi engel grubuna göre farklılık göstermekle birlikte ilk çalışmaların 1889 yılında İstanbul’da işitme engelli bir okulun açılması ile yapıldığı görülmektedir. Fakat özel eğitimin tam olarak eğitim sistemimizde yer bulması 1950’den sonra olmuştur. Üniversitelerde ise özel eğitime yönelik ilk adım ise 1952-1953 eğitim-öğretim yılında Gazi Eğitim Enstitüsü’nde açılan Özel Eğitim Şubesi ile başlamıştır. Burada verilen eğitimler, en az üç yıllık ilköğretim tecrübesi bulunan öğretmenlere verilen iki yıllık yükseköğretimi kapsamaktadır. Üniversitelerde ilk dört yıllık program ise 1965 yılında Ankara Üniversitesi’nde ‘Özel Eğitim Öğretmenliği’ adı altında açılmıştır (Akçamete, 1998, s. 198-204). Zamanla üniversitelerde engel gruplarına göre programlar açılırken, günümüzde bu engel grupları özel eğitim öğretmenliği olarak tek çatı altında birleştirilmiştir.

Resim. İşitme Engelliler Okulu (1889, İstanbul)

Engelli bireylerin topluma kazandırılmaları, iş sahibi olmaları, eğitimleri ile ilgili pek çok yasal düzenleme yapılmaktadır. Ülkemizde özel eğitimle ilgili ilk yasal düzenleme olan ‘Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu’ 1983 yılında çıkarılmıştır. Bu kanunda özel eğitimin genel eğitimin ayrılmaz bir parçası olduğu ve her bireyin eğitim hakkının olduğu ibareleri özel eğitimin amaçları arasında yer almaktadır. Dolayısıyla bu bireylerin eğitimleri de normal bireylerin eğitimlerinde olduğu gibi bir tercihten ibaret değil, zorunluluktur.

Ülkemizde özel eğitime ihtiyacı olan bireyler çeşitli eğitim kurumlarında eğitim ve öğretim faaliyetlerini gerçekleştirmektedirler. Bu bireylerin eğitim-öğretim faaliyetleri; otistik çocuklar eğitim merkezi, zihinsel engelliler okulu, işitsel engelliler okulu, görme engelliler okulu gibi engel gruplarına göre değişen okullarla birlikte iş eğitim merkezlerinde,  normal eğitim öğretime devam eden okulların özel eğitim sınıflarında ve hatta bu okulların normal sınıflarında kaynaştırma eğitimi ve kaynak odalarında destek özel eğitim hizmetlerinin yanı sıra özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, hastaneler ya da evlerinde sürdürülmektedir. Türkiye’de özel eğitim kurumları 2008-2009 eğitim-öğretim yılı verilerine göre okul öncesinde %9, ilköğretimde %2.3, ortaöğretimde %3.4 ve yükseköğretimde %9 payla temsil edilmektedir. Diğer yandan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ortalamasının yükseköğretimdeki payının %29 olduğu düşünüldüğünde ülkemizin özel eğitim kurumları açısından ortalamanın oldukça gerisinde kaldığı ifade edilebilir (OECD, 2009; akt. Kavak, 2011). Günümüzde bu oranların arttığını düşünebiliriz fakat özel eğitime ihtiyacı olan birey sayılarının da artması ile orandaki değişimin pek anlamlı olmayacağını düşünüyoruz. 

      

Şekil 1. Ülkemizde özel eğitimin temsil edilme oranı

Türkiye İstatistik Kurumu (2002) verilerine göre dünya nüfusunun %14’ünün Türkiye nüfusunun ise %12.3’ünün özel eğitime ihtiyacı olan bireylerden oluştuğu ifade edilmektedir (http://tuik.gov.tr). Günümüzde ise bu bireylerin sayılarında artış olduğu, bunun nedeni ise çeşitli çevresel faktörlere, strese, yaşlanma ortalamasının yükselmesi ile baş gösteren engellilik durumlarına, nedeni henüz belirlenemeyen hastalıklara, tıp biliminin ilerlemesi ile nüfus artışına bağlı olarak gelişen durumlara ve kazalar gibi çeşitli nedenlere bağlanmaktadır (Sarı, 2003; www.eğitimajansı.com). Dolayısıyla zamanla artan ihtiyaçlardan, bilimin ve teknolojinin ilerlemesi ve gelişimine eşlik edebilmesi bakımından özel eğitime ayrılan önemin ve değerin artırılması ve çevresel ve bireysel farkındalığın geliştirilmesi önemlidir.

Özel eğitim hakkında oluşan farkındalık ile temelde bireylerin kendini değerli hissetmesi sağlanmakta ve böylelikle onların günlük hayata kazandırılması amaçlanmaktadır. Bunu sağlamanın etkili yollarından biri de matematik öğretimi olarak ifade edilmektedir (Yıkmış, 2007). Matematik öğrenen engelli bireyler en basitinden çevrelerinde karşılaştıkları basit problem durumlarını çözebilme seviyesine gelmektedirler. Bu durum onların her hangi birine bağımlı olmadan hayatını sürdürmesine yardım etmekle birlikte bilişsel süreç becerilerinin de gelişimine katkı sağlamaktadır. Normal bireylerden farklı olmaları, bu bireylerin öğretim programlarının da farklı planlanmasını gerekli kılmıştır. Yani eğitimin bireyselleştirilmesine dayalı olarak bireyselleştirilmiş öğretim programları geliştirilmeye başlanmıştır. Bu programlar öğrencinin ihtiyaç düzeylerine göre şekillenen, öğrencilerin kazanması gereken hedeflerin nasıl gerçekleşeceğini açıklayan ve öğretmenin yapması gerektiği hususların açıkça belirtildiği genel bir öğretim taslağıdır. Bireyselleştirilmiş öğretim programlarının hazırlanmasında genel olarak öğrencinin performans düzeyi, kısa ve uzun dönemli amaçlar, öğretimsel hedefler, öğretim sürecinin planlanması ve değerlendirilmesi aşamalarına dikkat edilmesi gerekmektedir.

Matematik öğretimi için özel eğitimde engel gruplarının farklılığından dolayı her bireyin ihtiyaçları da değişmektedir. Bireysel farklılıkların esas alınarak hazırlandığı öğretim programları için genel bir yapı sunmak imkânsızdır. Örneğin zihinsel engelli öğrenciler için basit hesaplamaların yapılması, şekil bilgisinin ve kavram bilgisinin öğrenilmesi, ölçüm yapılabilmesi, problem çözme ve dört işlemin yapılabilmesi, sayıların yazılması ve söylenmesi, sembollerin söylenmesi, ritmik sayma, varlıklar arası ilişkilerin ifade edilmesi gibi davranışların kazandırılması söz konusu iken üstün zekâlı öğrencilerde üst düzey becerileri yoklayan davranışların kazandırılması esastır.

Özel eğitimde matematik çalışmaları sayısının oldukça sınırlı olduğu çoğu çalışmada ortak olarak bahsedilen bir konudur (Güldür, 2005; Özçelik, 2017; Sarı, 2008). Hatta yurt içinde yapılan çalışmalardan ziyade yurt dışında yapılan çalışmaların nicelik olarak daha iyi durumda olduğu ifade edilmiştir. Matematik eğitimi ile ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde genellikle özel eğitimin belirli bir engel grubu ile özel bir matematik alanının çalışıldığı gözlenmiştir. Mesela üstün yetenekli öğrencilerin ya da işitme engelli öğrencilerin problem çözme becerilerinin incelenmesi üzerine yapılan tezlere ve bu tezlerden bağımsız makalelere erişmek mümkündür.  Diğer yandan zihinsel engelli bireylerde örüntü kavramının doğrudan öğretim yaklaşımı ile öğretilmesinin etkililiğini inceleyen çalışmaların yanı sıra; öğretmenlerin matematik öğretim yaklaşımlarına yönelik görüşlerinin alındığı çalışmalara da rastlamak mümkündür. Yani literatürde az sayıda örneklemle derinlemesine yapılan çalışmaların yanı sıra uygulamalı çalışmaların da olduğunu görüyoruz. Engel grupları içerisinden üstün yetenekli öğrencilerle yapılan çalışmalara, zihinsel ya da görme gibi diğer engelli öğrencilerle yapılanlardan ziyade daha sık denk geleceğinizi ifade edebiliriz. Bu durum pek çok nedeni yapısında barındırabilir. Fakat iki önemli husus vardır ki, pek çok çalışmada da karşımıza çıkar; etik kurallar ve örneklem ile çalışmanın zorluğu. Nitekim özel eğitim alanında yapılan çalışmaların birçoğunda etik kuralların önemliliğinin ve örneklem ile çalışmanın zorluğunun ifade edildiğini görüyoruz. Üstün zekâlı öğrencilerle yapılan çalışmalarla daha sık karşılaşılması, diğer engel grupları ile çalışmanın etik kurallar, izin ve öğrenci ile çalışmanın zorluğundan kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz. 

Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerle çalışmanın zorluğu herkes tarafından tahmin edilebilir. Ayrıca yapılacak çalışmaların izin gerektirmesi, sadece öğrencinin gönüllü olması değil, yöneticilerin ve velilerinin de çalışmaya onay vermesi söz konusu olmaktadır. Yani işin içine velilerin girmesi ile çalışmalar göründüğünden daha da zor bir hal almaya başlamaktadır. Bazı aileler çocuğunun özel eğitime ihtiyacı olduğunu yadsırken, bazı ailelerinse bu duruma topyekûn bağlandıklarını, yani normal eğitimde bile öğreniminde zorlanılan matematik gibi derslerin çocukları tarafından zaten öğrenilemeyeceğini kabul ettiklerini görüyoruz. Veli, özel eğitimde normal eğitime nazaran daha önemli ve daha etkin bir faktördür. Dolayısıyla engelli bireylerin matematik öğreniminde veli faktörünün iki kez dikkate alınmasında fayda vardır. Diğer önemli bir faktör ise öğretmendir. İlginçtir ki bazı çalışmalarda zihinsel engelli öğrencilerin matematikte karşılaştıkları güçlüklerin kendilerinden kaynaklanmadığını öğretimsel içeriğin hazırlanması ve sunulmasından kaynaklı geliştiği görüşü hâkimdir.  Özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilerin öğretim programlarının da bireysel farklılıklarına göre hazırlanması gerektiği dikkate alınırsa tek faktör üzerinde daha derinlemesine düşünmek durumunda kalıyoruz: öğretmen. Bu konu pek çok soruyu beraberinde getirir ama belki de ilk akla gelen bu öğretmenlerin nasıl yetiştirildiği sorusudur. Özellikle özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin eğitim-öğretim faaliyetlerinde bireysel farklılıklar ön plandadır. Dolayısıyla matematik öğretiminde basmakalıp etkinliklerin ya da planların olmasını beklemek doğru olmayacaktır. Bu konuda öğretmenlerin ne kadar etkili olabileceği düşüncesi beraberinde pek çok soruyu doğuracaktır. Öğretmenler bu etkinlikleri ya da programları öğrencilerine göre şekillendirmede ne kadar başarılı olabilirler? Ya da aldıkları eğitimler bunu gerçekleştirmeye ne kadar yardım edebiliyor? Sonuç olarak özel eğitimde matematik eğitimi öğrencisinden velisine, öğretmeninden programına kadar daima güncellik gerektiren devingen bir sistemdir. 


KAYNAKLAR

Akçamete, G. (1998). Türkiye’de Özel Eğitim. S. Eripek (Ed.), Özel Eğitim (ss. 197-207). Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları.
Akçamete, G. (1992). Çok engelli çocuklar. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi. http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/40/506/6136.pdf adresinden 24.10.2018 tarihinde erişilmiştir. 
Güldür, F. (2005). İşitme engelliler ilköğretim okuluna devam eden öğrencilerin dört işleme dayalı matematik problemlerini çözme davranışlarının incelenmesi (Yayınlanmamış yüksek lisans tezi). Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eskişehir.
Janet, L. (1997). Learning disabilities: theories, diagnosis and teaching strategies (8th edition). Boston: Houghton mifflin company.
Kavak, Y. (2011). Türkiye’de nüfus ve eğitim: uzun vadeli (2010–2050) nüfus projeksiyonları ve eğitim sistemine yansımaları. Milli Eğitim Dergisi, 41(192), 86-104. 
Milli Eğitim Bakanlığı [MEB]. (2018). Özel eğitim yönetmeliği. Ankara: MEB.
Özçelik, T. (2017). Üstün yetenekli öğrencilere yönelik geliştirilen farklılaştırılmış matematik dersi öğretim programının etkililiği (Yayınlanmamış doktora tezi). Hacettepe Üniversitesi, Ankara.
Sarı, H. (2008). Özel eğitim sınıflarında çalışan sınıf öğretmenlerinin matematik öğretiminde kullanılan öğretim yöntemlerine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi (Yayınlanmamış yüksek lisans tezi). Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya.
Sarı, H. (2003). Özel eğitime muhtaç çocukların eğitimleriyle ilgili öneriler (2. Baskı). Ankara: PegemA Yayıncılık.
Sucuoğlu, B. (2016). Zihin engelliler ve eğitimleri (8. Baskı). Ankara: Kök Yayıncılık.
Türkiye İstatistik Kurumu [TUİK]. (2018). Türkiye Engelliler Araştırması, 2002. http://tuik.gov.tr adresinden 25.10.2018 tarihinde alınmıştır.
www.eğitimajansı.com adresinden 25.10.2018 tarihinde alınmıştır.
Yıkmış, A. (2007). Etkileşime dayalı matematik öğretimi (2. Baskı). Ankara: Kök Yayıncılık.

 

Örnek Sayı

  • İlişkisel Düşünme Nedir ve Nasıl Geliştirilir? 
    Nilüfer Yavuzsoy Köse Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Eskişehir Ayhan Kızıltoprak Milli Eğitim Bakanlığı, Eskişehir “Gerçekten evrenin sırrını arıyorsanız, benim yaptığım
  • Özel Eğitimde Matematik
    Dr.Öğr.Üyesi. Elif AÇIL Hatay Mustafa KEMAL Üniversitesi Ülkemizde matematik öğrencilerden velilere öğretmenlerden yöneticilere ve hatta politikacılara kadar toplumun hemen her
  • Orantısal Akıl Yürütme Becerisi Nedir, Nasıl Geliştirilir?
    Dr. Mutlu Pişkin TUNÇ Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. Öğrencilerin, orantısal ilişkilerle ve rasyonel sayılarla ilgili
  • Sayı Hissi Nedir?
    Sare ŞENGÜL Sayı hissi nedir? Müfredatta çok duyduğumuz bir kavram değil sanırım. Biz sayıları bilmiyor muyuz? ki bir de histen
  • Gelişimsel Diskalkuliye Sahip Çocuklara Matematik Öğretimi
    Dr. Öğr.Üyesi Yılmaz Mutlu Muş Alpaslan Üniversitesi Prof.Dr.Sinan Olkun Uluslararası Final Üniversitesi Gelişimsel Diskalkuli (developmentaldyscalculia)matematiğe özgü güçlükleri ifade etmek amacıyla
  • Matematik Öğretiminde Öğrencinin Sesine (Düşüncesine) Yer Açma
    Prof. Dr. Zülbiye TOLUK UÇAR Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Araş. Gör. Figen BOZKUŞ Kocaeli Üniversitesi Öğrenciler sınıfa bir takım
  • Tam Sayıların Öğretiminde Temsiller
    Doç. Dr. Ali Sabri İPEK Recep Tayyip Erdoğan ÜniversitesiEğitim Fakültesi, İlköğretim Matematik Eğitimi Anabilim Dalı Tam sayının tanımı Tam sayılar,
  • Drama Yöntemi İle Etkili Matematik Öğretimi
    Nazmiye AKYAZI Matematik Öğretmeni Günümüz eğitim anlayışı öğrencinin bilgi düzeyinin değerlendirilmesinden ziyade, bilginin birey için anlamlı ve yaşantısal hale getirilmesi
  • 1

Sayılar 2020

Apsistek

Vizetek

ISSN: 2687-3575

Email: apsistekdergi@gmail.com

0312 482 00 11

0544 482 0017

Harbiye Mah. Hürriyet Cadd. 56/A Çankaya/ANKARA